Kanser nedir ve nasıl oluşur?
Kalıtsal ve genetik yönü
Çevresel faktörler
Kanserli hastada yaşam kalitesi
Evrelemeye göre onaylanmış tedavi şekilleri
İyi huylu kanserler
Kötü huylu kanserler
Kanserli hastada beslenme şekilleri
Radyoterapi (ışın)
Kemoterapi
Tarama testleri ve rutin takipler
Karsinogen maddeler
Kanserde bitkisel tedavi şekilleri
Tedavi şekillerinde son yenilikler
Kanserli hastada psikoloji
Kanserde gen tedavisi
Kanser bulaşır mı? ve diğer bilmek istedikleriniz Tedavi merkezleri

      Kötü huylu kanserler
 

Vücudumuzda kontrolsuz olarak büyüyen kötü huylu tümörlere kanser denir. Kanserler iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki kısma ayrılır. Kötü huylu tümörler başka dokulara ve organlara yayılma (METASTAZ) özelliği gösterirler.

 

KADINLAR ERKEKLER
%20'si meme kanseri* %32'si Akciğer kanseri**
%14'ü Rahim kanseri %10'u Prostat kanseri
%12'si Bağırsak kanseri %9'u Lenf kanseri
%9'u Lenf kanseri %9'u Bağırsak kanseri
%4'u Mide kanseri %5'i Mide kanseri
%30'u Diğer kanser türleri %37'si Diğer kanser türleri

 

KANSER İLE SARKOM ARASINDA NE FARK VARDIR?

 

            İnsan vücudunu örten ve saran ciltlen çıkan habis urlara KANSER denir. Diğer taraftan insan vücudunda çeşitli dokuları birbirine bağlayan ve adına bağ dokusu denilen yapılardan kas dokusundan, kemiklerden, kıkırdaklardan ve yağ dokusundan kökenini alan habis urlara da SARKOM denir.

     

KANSERİN ÖN BELİRTİLERİ

  1. n      Siğil ve benlerde görülen değişmeler, hızla büyümeler,
  2. n      İyileşmeyen ve kapanmayan yaralar,
  3. n      Sürekli hazımsızlık ve yutkunma zorluğu,
  4. n      Sürekli ses kısıklığı ve sebepsiz öksürükler,
  5. n      Vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen şişlik ve sertlikler,
  6. n      Nedeni belli olmayan zayıflamalar,
  7. n      Ruhi veya bedeni düşkünlük hali, sebepsiz yorğunluk.

 

KANSER ÇEŞİTLERİ

DERİ KANSERİ: Cilt kanseri sık görülen kanserlendendir. Uzun süre kuvvetli güneş ve ulturavıole ışınlarının etkisi başlıca sebepleridir. Daha çok çiftçi ve gemici gibi açık havada güneş altında çalışanlarda görülür. Güneş ışının yanı sıra bazı kimyasal karsinojen maddelerin imalatında çalışanlarda da deri kanseri görülmektedir. Diğer kanserlere oranla çok daha sık görülmesine rağmen cilt kanserinde ölüm çok nadirdir. Cilt kanserinin teşhisi diğer kanserlere göre nispeten daha kolaydır. Vücudun görülebilen ve yüzeysel bir yerinde meydana geldiği için teşhis edilebilmektedir. Cilt kanserleri gerekli tedaviye iyi cevap verir.

 

GÖZ KANSERİ: Görme duyusunun alıcı organı gözbebeğidir. Göz kapakları, gözyaşı bezi ve kaşı kanserleri de vardır. En önemlisi gözbebeğidir. Gözbebeği kanseri iki tiptir: Biri daha ziyade çocuklarda ,diğeri ise yaşlılarda görülür. Çocuklarda görülen teşhisin uzman doktor tarafından özel alet muayenesi ile sağlanır. Erken teşhis edilen vakalarda tedavi ile hastalık yok edilir. Geç kalınmış vakalarda ameliyatla gözbebeğini çıkarmak gerekir. Diğer tip ise genelde yaşlılarda görülür ve daha yavaş gelişir. Teşhis ve tedavi yöntemleri aynıdır.  Erken teşhiste başarı yüksektir. Diğer göz kanserleri ise daha ziyade yaşlılarda görülür.

GIRTLAK KANSERİ: Gırtlak kanserinin ilk belirtisi ses kısıklığıdır. Gırtlak kanseri sigara kullananlarda daha fazla görülmektedir. Erken teşhis edilen vakalarda ameliyat gerekmeden radioterapi ve ilaçla çok iyi sonuçlar elde edilmektedir.

AKCİĞER KANSERİ: Akciğer kanserinin belirtileri belirtileri üşüme,bronşit, ve diğer solunum hastalıklarından rahatsız bir insanın şikayetleri ile aynıdır. Akciğer  kanseri daha ziyade 50 70 yaşlarında görülmektedir. Diğer taraftan sosyoekonomik yaşantıları düşük gruplarda akciğer kanseri daha sık görülmektedir. Bunun nedeni sigara içme oranının bu gruplarda daha fazla olmasına, içilen sigaranın filtresiz, yüksek katranlı ve nikotinli olması gibi sebeplere bağlanmaktadır. Akciğer kanserinin diğer hastalıklara göre ölüm oranı daha fazladır. Tedavisinde üç yöntem vardır. Ameliyatla hasta kısmı çıkartmak, ameliyat sahasının radioterapi ile tedavi, ilaçla tedavi (kemoterapi). Henüz  başlangıç safhasında olan vakalarda kemoterapi başarılı sonuçlar vermektedir.

MİDE KANSERİ: Mide kanseri genellikle 45-60 yaşlarında görülmektedir. Erkeklerde kadınlara nazaran bir kat daha fazla görülmektedir. Mide kanserinin en önemli sebebi beslenmedir. Yiyecekler içinde bulunan çeşitli kansorejenler, pişirme şekilleri, yiyecekler ve içeceklerin çok sıcak veya çok soğuk içilip yenilmesidir. Ayrıca mide ülseri ,gastrit gibi hastalıklar da mide kanserine zemin hazırlarlar. Mide kanserinin belirtileri ;hazım güçlüğü,şişkinlik,dalgınlık hissi, bulantı, kusma, mide kanamasıdır. Mide kanserin tedavisinde  en kesin metod ameliyatla hasta kısmın çıkartılmasıdır. Kanserin eksikliğine ve yayılma derecesine göre ameliyattan sonra radioterapi ve kemoterapi uygulanır. Tedavide elde edilecek şifa derecesi hastalığın erken veya geç teşhisine bağlıdır.

KARACİĞER KANSERİ:  Karaciğer kanseri iki türdür. Birincisi primer dediğimiz ana kanserdir. Yani kanser esas ve ilk olarak karaciğerde başlamıştır. İkincisi ise, kanser vücudun başka bir yerinde başlamış sonradan o kanserin hücresi kan yoluyla gelerek karaciğerde yavrulaşması sonucu ortaya çıkmasıdır. Buna da seconder veya metastatik  karaciğer kanseri denir. Karaciğer sirozu, karaciğer iltihaplanmaları, beslenme bozuklukları, alkol alışkanlıkları karaciğer kanserine sebep olmaktadır. Karaciğer kanserlerinde karaciğer ve mide bölgelerinde ağrı ve karaciğerde büyüme en sık görülen belirtilerdendir. Karaciğer kanserinin tedavisi ameliyattır. Kemoterapi ve radioterapi fazla yararlı olmamaktadır.

LÖSEMİ (KAN KANSERİ): Lösemi ; lökositlerin anormal bir şekilde çoğalması, gerek bulunduğu gerekse çevresindeki hücreleri parçalaması sonucu oluşur. Ayrıca radyasyon ve röntgen ışınları da insanlarda lösemiye sebep olmaktadır. Löseminin tedavisi lökositlerin anormal bir şekilde çoğalmasını önlemektir. Bu da ilaçla tedavidir. Lösemi iki gruba ayrılır; Akut (hızlı gelişen) lösemiler, kronik (yavaş gelişen) lösemilerdir. Akut lösemilerin büyük bir kısmında hastalık uzun sürmekte ve ölüm oranı yüksektir. Kronik lösemilerde ise hastalık daha uzun sürmekte  ve  ölüm oranı nispeten daha azdır.


Dr. Hikmet Özvar
Copyright © Dr. Hikmet Özvar, 2005 - 2011